Bilim Kurulunda Sürpriz İstifa. İşte Nedeni

Bilim Kurulunda Sürpriz İstifa. İşte Nedeni

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Bülent Çaplı’nın 3 hafta önce sessiz sedasız istifa ettiğini yazdı. Sarıkaya’nın yazısına göre istifa sonrası kurula yeni bir atama yapılmazken, istifanın nedeni ise bilinmiyor.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve iç mekan

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya korona virüs salgınıyla mücadele kapsamında toplum bilimleriyle uğraşan akademisyenlerden oluşan Toplum Bilimleri Kurulu’nda 3 hafta önce sessiz sedasız gerçekleşen istifayı yazdı. Sarıkaya, Prof. Dr. Bülent Çaplı’nın kuruldaki diğer arkadaşlarını arayarak istifa ettiğini söyledi. Çaplı’nın istifası sonrası yeni bir atama henüz gerçekleşmezken, istifanın nedeni ise belirsizliğini koruyor. Muharrem Sarıkaya’nın “Toplum Bilimleri Kurulu’ndan istifa” başlıklı yazısı şöyle. KORONAVİRÜS salgını için ilk kurulan Bilim Kurulu daha çok tıp hekimlerinden oluşunca, sosyolojik sorunlar için de bünyesinde yeni bir Bilim Kurulu oluşturuldu. Adına da Toplum Bilimleri Kurulu verildi…

Sağlık Bakanı Koca da o gün Kurul’un amacını şu sözlerle özetledi: “Pozitif bilimlerin sınırlayıcı yapısının ötesinde, yaratıcı dinamikleri hesaba katan toplum bilimleri mensuplarını salt bir bilim kurulu olarak değil, bir beyin fırtınası grubu olarak da görme eğilimindeyiz. ”Belki beyin fırtınasının daha kolay yapılabilmesi için de Bilim Kurulu gibi üye sayısını yüksek tutmadı, sınırlı sayıda bıraktı. Sosyoloji, iletişim, psikoloji, din sosyolojisi, istatistik, tıp tarihi, iktisat sosyolojisi gibi alanlarda çalışan bilim insanlarından oluşan 7 kişilik ekip, Prof. Dr. Erol Göka, Prof. Dr. Kemal Ataman, Prof. Dr. Nuran Yıldırım, Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, Prof. Dr. Veysel Bozkurt, Prof. Dr. Teyfik Demir ve Prof. Dr. Bülent Çaplı’dan oluştu…

AMAÇ VİRÜSE KARŞI DUYARLILIK

Amaç, Nisan ayında kapanan toplumun normalleşme sürecindeki davranışlarını kontrol edip, virüse karşı daha duyarlı hale getirmekti.

Bu amaçla Türkiye Barometresi’nin çıkarılması için çalışma yapılması, atılacak tüm adımların da kamuoyu yoklaması ile belirlenen bu parametreler kapsamında ele alınması kararına varıldı. Ancak Toplum Bilimleri Kurulu’ndaki faaliyetler öyle tam da istendiği gibi ilerlemedi. Dünya Bankası’nın Barometre araştırması ve sonuçların tahlili için 1,1 milyon Türk Lirası ile destek kredisi verdiği çalışma için ihale açılamadı…Üç kamuoyu araştırmasının birlikte yapılması sonrasında Barometre’nin yüz yüze araştırmalarının yapılmasına karar verildi. Kurul üyeleri de buna sıcak baktı, çünkü her bir aşaması yeni bir bürokratik süreci gerektirdiği için üçünün birarada tek seferde gerçekleşmesinde fayda görüldü.

ARAŞTIRMAYI ÇAĞRI MERKEZİ YAPACAK

Barometre için kamuoyu araştırması yapacak daha önce Bakanlığın doğrudan tayin ettiği şirketten de vazgeçildi…Bunun yerine Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan “Çağrı Merkezi” aracılığıyla işin kotarılması, aynı soruların bu merkezde çalışanlar aracılığıyla yönetilmesi sonucu kamuoyu araştırmasının yapılmasına karar verildi.Bu kez Dünya Bankası, örneklem değişimi nedeniyle yeni uygulamayı kabul etmedi ve krediyi geri çekti.Kamuoyunun tüm yönleriyle koronavirüs konusuna yaklaşımını ortaya koyacak Türkiye Barometresi araştırmasının yüz yüze yapılması iptal edilmedi ancak daha ileri bir tarihe ötelendi.Konu bununla da kalmadı, iletişim alanında yapılacak planlamada da farklılıklar yaşandı.

AYRILIŞINI ARAYIP BİLDİRDİ

Aktarıldığına göre bu gelişmeler Toplum Bilimleri Kurulu’nun “iletişim” alanında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Bülent Çaplı’yı rahatsız etti.Üç hafta kadar önce Bilim Kurulu’ndan ayrıldı. Prof. Dr. Çaplı, ayrılışını da öyle kırgın bir şekilde gerçekleştirmedi, Toplum Bilimleri Kurulu’nda birlikte çalıştığı arkadaşlarını telefonla arayıp ayrılma kararını iletti, ancak nedenleri üzerinde tek kelime etmedi. Bütün bunları kırk yıllık arkadaşım, dostum Bülent Çaplı’yı arayıp sordum.

“Muharrem sen benim arkadaşımsın, dostane olarak dahi olsa başkalarına söylemediğim gibi sana da nedeni konusunda tek kelime edeceğim, ‘Gördüğüm lüzum üzerine ayrıldım’. Söyleyeceğim bu kadar… Ayrılmam da yeni değil 3 hafta oldu; bu konuda tek kelime etmem…”Dedim ki “Bana bunları anlattılar, o kadar arkadaşlığımız var, sana sormadan yazmak istemedim, doğru veya yanlış da mı demeyeceksin?”Medya etiğinin kitabını yazmış akademisyen çizgisinden sapmadı: “Onu da demeyeceğim!…”Dedim ki “Yerine de henüz atama yapılmamış…”Demesin mi “Bunu da bana sorma…”İnanın dün yordu beni…